Boşanma Sırasında Dikkat Edilmesi Önerilenler 

Anne-babası boşanmış çocukların, diğer çocuklara oranla gelişimleri ve psikolojik durumları ile ilgili daha fazla risk altında oldukları bilinmektedir. Fakat unutulmamalıdır ki sadece çocukların iyiliği için birlikte yaşamaya devam etmek çoğu zaman işe yaramaz. Bazen bir arada yaşamaya devam etmek çocuğa daha fazla zarar vermektedir (sürekli çatışma ortamı, kavga-gürültü-şiddet, vs.). Bu yüzden boşanma kararı anne ve babanın kendilerinin vermesi gereken bir karardır. Boşanmış anne ve babalara sahip olmak ya da boşanmış bir ailenin üyesi olmak tek başına zararlı değildir. Önemli olan aile üyelerinin arasındaki ilişkiler ve aile hayatının kalitesidir. Bazı aileler kabul etmese de çocuklar evde sorun olup olmadığını çok kolay anlarlar.

Çocuk hayatının başından itibaren kendisine bakım veren kişiye (anne, baba, vs.) bağlanır. Güven veren bağlılıklar ve bunların kurulmasını sağlayan sevgi dolu fiziksel temaslar olmadan çocukların normal bir gelişim göstermeleri beklenmemelidir. Aileleri tarafından ihmal edilen veya herhangi bir nedenle onlardan ayrı kalan çocuklarda üç aşamalı bir tepki dönemi gözlenir;

1. önce kendini mutsuz hisseder ve onları protesto eder (ağlar-hırçınlaşır),

2. sonra içine kapanır ve üzülür (neşesizdir-yemek ve uyku sorunları başlar),

3. en sonunda olaya alışır-kabullenir ve giden ebeveynle ilgilenmeyi reddeder.

Boşanma İşlemlerine Başlarken 

 

  • Evdeki gerginliği mümkün olduğunca düşük tutmaya çalışın, böylece çocuklarınızın süreçten etkilenmesini azaltmış olacaksınız.
  • Boşanıyor olsanız bile eşinizle aranızdaki iletişimi devam ettirmeye çalışın; unutmayın ki çocukların stresle baş etme yöntemleri erişkin bireylerinkinden daha zayıftır.
  • Boşanıyor olduğunuzu çocuğunuzdan saklamayın, süreç hakkında çocuğunuzu bilgilendirin ve sorularına cevap verin ayrıca soru sorması için onu cesaretlendirin.
  • Günlük hayat düzeninizi değiştirmeyin ve alışkanlıklarınızı sürdürün. Çocuklarınızın hayat biçimini mümkün olduğunca korumaya çalışın.Bir çocuğun hayatında ne annenin ne de babanın yeri doldurulamaz, anne-babanın rolleri birbirlerini tamamlayıcıdır. Babalar evden ayrıldıkları zaman çocuklarını, her gün karşılarında görebilecekleri güçlü erkek modelinden mahrum etmiş olurlar. Dahası erkek çocuklar sorumluluk, başarı, karşı cinsle ilişki kurma, diğer insanlarla geçinme ve saldırgan huylarını kontrol etme gibi konularda uygun erkek davranışını öğrenmek için hayatlarının en güvenilir ve en önemli öğretmenini kaybetmiş olurlar. Babasız evlerde büyüyen erkek çocukların daha az rekabetçi, daha saldırgan olmaları olasıdır. Babasız büyüyen kız çocuklar ise karşı cinsle ilişki kurmakta zorlanabilirler. Eğer boşanma okul öncesi dönemde olmuşsa çocuğun cinsel kimlik konusunda bocalaması daha muhtemeldir. Aileleri ile teması sürdürmeyen babalar, çocuklarını başka yollarla da sıkıntıya sokmaktadırlar. Çocuğun boşanmaya uyum sağlaması, genellikle annenin stresle başa çıkabilmesine ve çocukların bakımını aksatmamasına bağlıdır. Daha önce iki kişi olarak üstlendikleri bakımı artık anne tek başına üstlenmeye başlar ve eskisine göre maddi olanakları genellikle azaldığı için hayatlarını dengede tutmada daha fazla zorluk yaşayabilirler. Eğer baba çocukları ile ilişkilerini sürdürürse annenin hem taşıdığı yük azalacak hem de kendine daha fazla zaman ayırma fırsatı olacaktır.

 

 

Nasıl söyleyeceğiz? 

Bazı anne-babalar ayrılma ve boşanma kararlarını çocuklarına söylemeyi gereksiz görürler. Onlara göre, bu tür kararlar yetişkinler tarafından verilir ve çocukları ilgilendirmez. Hatta onların neler olup bittiğini anlayamayacaklarını düşünürler. En iyisinin, ayrılmak isteyen ebeveynin sessizce gitmesi ve kalan ebeveynin durumu çocuklara açıklanması olduğuna inanırlar. Bu tür düşünceler yanlıştır. Hiçbir çocuk sabah uyandığında babasının evden ayrıldığını ya da okuldan geldiğinde annesinin evi terk ettiğini görmek istemez. Bu tür hareketler çocuktaki reddedilmiş olma duygularını kuvvetlendirir ve olup bitene bir anlam vermek için olmadık şeylere inanmalarına yol açar. Onlarla konuşurken eşinizle aranızdaki sorunlardan ve ayrılma kararınızdan onların hiçbir şekilde sorumlu olmadıklarını açıkça belirtmelisiniz. Çocuklar –özellikle küçük olanlar– mantıklı ya da mantıksız birçok nedenden dolayı anne ve babalarının ayrılmasına neden olduklarını düşünürler (odalarını dağıtma, yemek yememe, kötü karne…). Çocuklarınızın kendilerini suçlamamaları için, ayrılma ve boşanmanın onların hareketlerinden kaynaklanmadığını mutlaka belirtmeniz gerekir. Tartışmaların nedeninin çocuklar olduğunu ileri süren eşler aslında kavgayı sürdürmek için çocukları bahane ederler. Eğer ayrılma ya da boşanma kararı aldıysanız eşinizle birlikte bunu çocuklara nasıl söyleyeceğinizi düşünmelisiniz.

Neden annem ya da babam evden ayrılıyor? 

İlk konuşmada tüm nedenleri anlatmak gereksiz olabilir, kısa cümlelerle konuyu özetlemek daha yararlı olacaktır. Ama iki noktaya dikkat etmekte fayda var; birincisi eşlerin birbirlerini suçlamaması, ikincisi ise bu kararda çocuklarınızın herhangi bir etkisinin ve suçunun olmadığının vurgulanması. Ayrılığın nedenleri ile ilgili çocuğunuz sorularına yalan söylemeden ama ayrıntıya da fazla girmeden, kaba hatlarıyla anlatmanız önemlidir. Çünkü gerçekler bir şekilde çocuğunuz tarafından anlaşılacaktır, bu yüzden de yalana başvurmak gereksizdir. Ve her şeyi tüm detayları ile öğrenmek de çocuğunuza ağır gelebilir.

Niye annemle ya da babamla kalıyoruz? 

Bu konuda karar verirken birçok neden rol oynayabilir fakat çocuğa açıklarken asla bir ebeveynin onu daha fazla sevdiğini ya da daha çok uygun olduğunu söylemeyin. Aldığınız kararda onların rahatını ve iyiliğini düşündüğünüzü vurgulayın.

Annem ya da babam bizden ayrılınca nerede yaşayacak?

Çocuklar ayrılan ebeveynin nerede yaşayacağı konusunda fikir sahibi olmalıdır, aksi takdirde kendi kafasında fikirler üretecektir. Eğer mümkünse ebeveynin yeni evini çocuklara gösterin ve orada rahat edeceğini belirtin.

Annemizi ya da babamızı tekrar görebilecek miyiz? 

Bu soruyu genelde okul öncesi çocuklar sorarlar. Çocuklara ayrılan ebeveyni “istedikleri zaman arayabilecekleri” ya da “görebilecekleri (şartlar uygun olursa)” söylenmelidir. Ayrılan ebeveynin çocuklara, onları ne sıklıkta göreceği ve arayacağı açıkça söylemesi gerekir.

Ya bize ne olacak?

Okul çağındaki çocuklar anne ve babaların kararının onların hayatını nasıl değiştireceğini tam olarak bilmek isterler, örneğin “nerede yaşayacağız?” Hangi okula gideceğim? Arkadaşlarımı görebilecek miyim?” sorularına yanıt ararlar. Çocuklar için en iyisi boşanma sonrası hayatlarında mümkün oldukça az değişikliğin olmasıdır (aynı okul- aynı ev- aynı arkadaş çevresi). Hayatlarındaki duygusal ortam karışıkken alışık oldukları çevre yeni gelişmelere uyum sağlamalarını kolaylaştırır. Eğer bu tür sorunlarının cevabını siz de bilmiyorsanız çocuğunuza dürüst olun ve cevap veremeyeceğinizi söyleyin. Önemli olan sizin onun sorunları ile ilgilendiğinizi bilmesidir. Her iki ebeveynin de çocuklarını sevdiklerini belirtmeleri ve onlarla birlikte olacaklarını söylemeleri onları rahatlatacaktır. Çocukların yeni duruma alışmaları için onlara bir ya da iki hafta verin ve bu süre içinde çocukların soru sormaları ve endişelerini dile getirmeleri için cesaretlendirin. Çocukların soruları ve merakları ile ilgili oyalamak onların kaygılarını arttıracaktır. Ayrıca çocukların bundan sonra akrabaları ile olan ilişkileri konusunda kafalarında soru işareti olacaktır. Boşanmanın evli iki kişi arasında olan bir olay olduğunu açıklayıp bunun çocukların anne-babaları ile olan ilişkilerini etkilemeyeceği gibi akrabaları ile olan görüşmelerini de etkilemeyeceğini açıklayın. Ayrıca unutmayın ki akrabalardan alacağınız destek sizin de yükünüzü bir miktar azaltacaktır. Çocuğunuzun soruları yukarıda verdiğimiz örneklerden tabii ki farklılık gösterebilir fakat dikkat etmeniz gereken nokta:

  • Çocuğunuza bilmesi gerekli olmayan ve kafasını karıştırabilecek ayrıntıları vermeyin, ama sorularında da dürüst ve net olun,
  • Konu ile ilgili ayrıntıları zamanla, yavaş yavaş, gerektiği zaman verin.

   Kararı kim söyleyecek? 

En ideali boşanma kararının eşinizle birlikte söylenmesidir; konuşma sırasında iki tarafın da konuşmaya aktif olarak katılması gerekir, konuşma asla bir eşin hâkimiyeti altında kalmamalıdır. Böylece kararın sorumluluğunu iki taraf da ortak olarak yüklenecektir ve hem çocuklar bu olaya daha kolay adapte olacak hem de bir tarafı suçlamayacaklardır. Genelde çocuklar olaylar karşısındaki tepkilerini ebeveynlerin tepkilerine göre ayarlarlar. Eğer siz kontrolünüzü kaybeder ve konuşma sırasında ağlar, gözyaşlarınızı tutamazsanız, çocuklarınızın bu olaya karşı tepkileri buna benzer şekilde olacaktır. Bazen sizleri daha fazla üzmemek için kendi duygularını içlerine atacaklar ve kendi durumlarını yeteri kadar ifade edemeyecektirler. Bu nedenle konuşma sırasında elinizden geldiğince sakin olun ve kendinizden emin ve tutarlı bir şekilde konuşun. Ancak bu şekilde çocuklarınızın durumu kabullenmesini kolaylaştırabilir ve hızlandırabilirsiniz. Fakat bazen boşanma kararı tek taraflı alınmakta ve evliliği devam ettirmek isteyen taraf kendini ezilmiş, haksızlığa uğramış biri olarak göstererek çocukları kullanabilmektedir; “babanız bizi bırakıp gidiyor, artık bizleri sevmiyor” ya da “anneniz kendisine yeni hayat kurmak istiyor” gibi yorumlar çocukları taraf tutmaya zorlayacaktır. Kimin tarafını tutarlarsa tutsunlar, diğer ebeveyni dışlamak durumunda kalacaklardır ve bu da kendilerini kötü ve suçlu hissetmelerine neden olacaktır. Eğer tek başınıza bu tür bir konuşma yapmak zorunda kalırsanız kesinlikle eşinizi kötülemeyin ve kimseyi suçlamayın. Unutmayın ki boşansanız dahi çocuğunuzun hayatı boyunca hem annesine hem de babasına ihtiyacı olacaktır. Çocuğunuzdan bunlardan birini silip atmasını beklemeyin.

          Dr. Sabri Hergüner 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*