Tek Ebeveynli Aile Olmanın Sosyal Hayata Etkisi

Sosyal hayatın tek ebeveyn olduktan sonra çoğunlukla olumsuz etkilenmesi  söz konusudur. Anneler tek ebeveyn olduktan sonra daha az sosyalleşmek durumunda kalmaktadır. Çevrenin, özellikle kadınların kendilerini eşlerine karşı potansiyel tehlike olarak algılamaları da, annelerin sosyalleşmeyi tercih ettiği ortamları ve zamanları kısıtlamaktadır. Çevredeki kadınların ön yargılı yaklaşımlarının yanında, karşı cinsin farklı beklentilerine karşı kendini koruma duygusu da sosyal hayatlarını kısıtlamalarına neden olmaktadır. Çevrenin yaklaşımları ile birlikte anne kendini daha fazla eve kapatmakta ve insanlardan soyutlamaktadır. Anneler çocuklarının da benzer şekilde anne-baba bir arada yaşayan aileleri görmekten dolayı üzüntü yaşayabileceğini düşünmekte; bu nedenle sosyal çevrelerini buna göre şekillendirmektedirler.

Özellikle kırda ya da küçük ve nispeten daha kapalı bir çevre içinde yaşayan anneler dedikodu ile daha fazla karşılaşmakta, bu nedenle dışarı çıkarken akrabaları, arkadaşları veya tercihen erkek çocuklarını da yanlarına almaya özen göstermektedirler. Vefat sebebiyle tek ebeveyn olan annelerin sosyal hayatlarının boşanma ya da ayrılık yaşayan annelere göre daha az etkilendiği anlaşılmaktadır. Çevreden daha fazla destek aldıkları görülen eşi vefat etmiş anneler, sosyal hayatta kendilerini daha az yalnız hissetmektedir. Tek ebeveyn olmanın babaların sosyal hayatını olumsuz etkileme sebeplerinden biri anneler gibi kendilerini farklı hissetmelerinden dolayı, anne babanın bir arada yaşadığı ailelerin bulunduğu ortamlardan kaçınmalarıdır. Babalar özellikle tek ebeveynliğin son dönemlerinde,çocuklarıyla daha fazla ilgilenebilmek adına sosyal hayatlarını kısıtlamakta, önceden görüştükleri arkadaşlarıyla çok daha seyrek görüşmektedir.

Vefat nedeniyle tek ebeveyn olan babalar her ne kadar çevreden destek görseler de hissettikleri kayıp duygusu sonucunda sosyalleşme istekleri, diğer tek ebeveyn olan babalara göre daha azalmaktadır. Çalışmada tek ebeveyn olduktan sonra cinsel hayatın etkilenip etkilenmediği de sorgulanmıştır. Tek ebeveyn olmanın zorluklarından birisinin cinsel hayatın olumsuz etkilenmesi olduğu düşüncesine katılma oranı ebeveynin cinsiyetine göre farklılık göstermektedir. Ebeveynlerin çoğu babaların cinsel hayatının olumsuz etkilendiğini düşünürken (%63); annelerin cinsel hayatının olumsuz etkilendiği düşüncesine katılım oranı daha düşüktür (%38). Tek ebeveyn olan anneler sadece toplumsal baskılar nedeniyle değil, yaşanan psikolojik ve ekonomik sorunlar nedeniyle de cinselliğe dair duygularını bastırmış, cinselliği bir ihtiyaç gibi görmekten vazgeçmişlerdir. Tek ebeveynli olmaktan kaynaklı sıkıntılardan ötürü isteksizlik yaşadığını söyleyenler yüksek SES grubundan kentte yaşayan anneler iken, düşük SES grubundan ve kırda yaşayan anneler ise kadının erkek gibi cinselliğe bir ihtiyaç olarak yaklaşmadığını düşünmekte bu nedenle kendilerinin de böyle bir istek içinde olmadıklarını ifade etmektedirler.

Tek ebeveyn olarak yeniden evlenmeye bakış ise anne ve babalarda farklılık göstermektedir. Anneler temel olarak çocuğun üvey babadan olumsuz etkileneceğini düşündüğünden evlilikten uzak durmakta iken; babalar, evin düzeninin sağlanması, çocukların bakımı ve çocukların önünde kadın modeli olması amacıyla yeniden evlenmeye daha olumlu bakmaktadır. Yeniden evlenmek, çalışan ve yüksek sosyoekonomik gruptan olan anneler için yeniden büyük bir yükün altına girmek gibi algılandığından, bu gruptaki anneler daha düşük SES grubundan ve çalışmayan annelere göre yeniden evlenmeye daha soğuk bakmaktadır. Ekonomik nedenlerle evlenmeyi düşünen annelerin daha çok düşük SES grubundan olduğu görülmüştür. Daha düşük SES’ten babaların ise daha yüksek gruba oranla evliliğe daha olumlu baktığı görülmüştür. Bununla beraber küçük yaşta çocukları olan babalar, üvey annenin çocuk ile ilişkisi konusunda endişeler yaşadığından evlenmeyi düşünmemekte, çocukların yaşı büyüdükçe bu fikre daha sıcak bakmaktadır.

Tek ebeveynli olmanın çocukların sosyal hayatına etkileri de genel olarak olumsuzdur. Özellikle ev dışı sosyal hayata daha çok karıştıkları ilkokul döneminde, tek ebeveynli olma sürecinde psikolojik destek almayan ya da anne ve babanın boşanma ya da vefat sonrası düzgün iletişim kuramadığı çocukların kendilerini akranlarından farklı hissettiği görülmektedir. Bu çocuklar tek ebeveynli olmayı utanılacak bir durum olarak görmekte; bu nedenle de çevreleriyle kurduğu iletişimi kısıtlamaktadırlar.

Tüm SES gruplarından tek ebeveynli çocuklar okul başarılarının genel olarak olumsuz etkilendiğini belirtmiştir. Yüksek SES grubundan çocuklar; daha düzenli sosyal ve psikolojik destek aldıklarından ve arkadaş çevrelerinde özellikle boşanma nedeniyle tek ebeveynli olan çocukların daha çok olması nedeniyle okul başarısının olumsuz etkilendiğini diğer SES grubundan çocuklara göre daha az dile getirmiştir. Tek ebeveynliğin ilerleyen dönemlerinde ise kız çocukları, yaşanan üzüntüyü unutmak için derslerine daha çok ağırlık verdiklerini belirtmektedir. Düşük SES grubundaki erkek çocukları arasında ise okulu tamamen bırakan ve çalışmaya başlayanlar bulunurken, kız çocukları da nadir de olsa, tek ebeveynli olduktan sonra okul masraflarının aileye yük olması nedeniyle ya da ev içindeki sorumlulukları yüzünden okulu bırakabilmektedir.

Öğretmenlerin çocuğa yaklaşımı da tek ebeveynliliğin okul hayatına etkisinde belirleyici bir unsurdur. Yine de öğretmenlerin tavrı konusunda farklılıklar olduğu görülmüştür. Tek ebeveynli olduğu için öğretmenlerin bir kısmı çocuklara pozitif ayrımcılık uygulamakta; bu özellikle tek ebeveynli olduğu ilk dönemlerde çocuğun bu yeni durumla baş etmesine yardımcı olmaktadır. Öğretmenlerin bir kısmı da tek ebeveynli olmayı bu konuyu hiç açmayarak ya da konuyu sürekli dile getirerek normalleştirmeye çalışmaktır. Konunun bu şekilde üzerine gidilmesi yoluyla normalleştirilmesi çocuğa yardımcı olmaktan ziyade olumsuz durumlara yol açmaktadır. Rehber öğretmenlerle konuşmak çoğu zaman öğrencilere iyi gelmektedir. Rehber öğretmenin verdiği tavsiyeler ya da istenilen zamanda konuşacak birinin olması çocuklar açısından rahatlatıcıdır. Ancak bazı rehber öğretmenin çocukla yeteri kadar ilgilenmediği, çocuğun yaşadıklarına dair yönlendirmeler yerine genel geçer yönlendirmelerde bulunduğu da ifade edilmiştir.
Kaynakça:Norton, A.J., & Glick, P.G. (1986) One Parent Families: A Social and Economic Profile. Family Relations,
35(1), The Single Parent Family, pp.9-17. Aile ve Toplum Yıl: 12 Cilt: 7 Sayı: 26 Temmuz-Ağustos-Eylül 2011
ISSN: 1303-0256

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*