Tek Ebeveynli Ailelerde Anne-Baba-Çocuk Psikolojisi

Annenin Durumu

Anneler tek ebeveyn oldukları ilk zamanlarda genel olarak çocuğu tek başına yetiştirmekle ilgili yoğun bir endişe yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Annelerin endişelerinin diğer önemli nedenleri ise tek ebeveyn olarak karşılaştıkları maddi sıkıntılar ve sosyal hayatta karşılaştıkları sorunlardır. Anneler bir sorunla karşılaştıklarında çözüm için tek
başlarına kaldıklarını, hatta bu sorunu paylaşacak kimse olmadığından kendilerini yalnız hissettiklerini ve boşluğa
düştüklerini belirtmişlerdir. Bu duyguların yanı sıra ayrılmış ya da boşanmış anneler, mutlu bir evlilik sürdürmeyi
başaramadıklarını düşündüklerinden daha çok buruk ya da mutsuz olduklarını; eşi vefat eden anneler ise eşlerini bir daha göremeyeceklerinden daha çok acı ve üzüntü hissettiklerini ifade etmişlerdir. Anneler aynı zamanda çocuklarının bu durumdan olumsuz etkileneceğini düşündüklerinden ve tek ebeveynli aile olmayı çocuğa nasıl açıklayacakları ile ilgili endişe yaşadıklarından bahsetmişlerdir. Az sayıda anne, tek ebeveynli aile olduktan hemen sonraki dönemde evlilikteki olumsuz deneyimlerin sona ermesiyle kendini rahatlamış ve huzurlu hissettiğini ifade etmiştir.
Tek ebeveyn olarak son dönemlerde ise annelerin düşünce ve duygularının çoğunlukla olumlu yönde değiştiği
anlaşılmaktadır. Anneler eşlerinin yokluğunda ayakta kalabildiklerini, çocukları ile kendilerine yeniden bir yaşam kurabildiklerini, kendilerini daha güçlü ve özgüvenli hissettiklerini ya da evliliklerinde yaşadıkları duygusal ve fiziksel şiddet gibi sorunların ortadan kalkması ile daha huzurlu ve mutlu bir hayat sürdüklerini dile getirmişlerdir. Ancak tek ebeveyn olarak son dönemlerde kendisini hâlâ kötü hissettiğini belirten anneler de bulunmaktadır. Bu durumun temel sebepleri, ekonomik sıkıntılar, sosyal hayata karıştıkları zaman kendilerini yalnız ve eksik hissetmeleri, çocuğun tek ebeveynli olmasından dolayı mutsuz olduğunu düşünmeleridir. Eşi tarafından terk edilen ve eşinden haber alamayan annelerin ise kaygılarının ve çaresizlik hissinin devam ettiği görülmüştür.

Babanın Durumu

Babalar tek ebeveyn oldukları ilk dönemlerde kendilerini duygusal açıdan zayıf ve yetersiz hissettiklerini belirtmişlerdir. Bu dönemde babaların en büyük kaygısı tek başlarına çocuklarını nasıl büyütecekleri ile ilgilidir.
Ancak annelerden farklı olarak babaların kaygıları ekonomik olmayıp, çocuk bakımı konusunda kendilerini yetersiz
hissetmelerinden kaynaklanmaktadır.

Babaların ayrılığın başlangıcında ortak duyguları yoğun bir acı ve üzüntüdür. Eşleri vefat eden babalar çoğunlukla o dönemde hissizleştiklerini ya da kendilerinde olmadıklarını; ayrılmış ya da boşanmış babalar ise kırgın, kızgın ve öfkeli hissettiklerini söylemişlerdir. Bununla birlikte boşanmış ya da ayrılmış babaların bir kısmı da evliliğin getirdiği sorumluluklardan kurtuldukları için ve daha fazla sosyalleştiklerinden dolayı kendilerini daha özgür hissettiklerinden de söz etmişlerdir. Ancak tek ebeveyn olan babalar zaman ilerledikçe genellikle kendilerini daha az özgür hissetmektedirler. Daha önceden çocuk ile ilgili sorumluluk çoğunlukla annede
iken tek ebeveyn olarak babalar bu sorumluluğu tek başlarına üstlenmekle daha kısıtlı ve sınırlı bir hayat yaşadıklarını ifade etmişlerdir.

Babaların büyük bir kısmında son dönemde eşin yokluğunun yarattığı yalnızlık
ve boşluk duygusunun devam ettiği; bu duygunun sosyal hayatın yanı sıra daha çok ev içinde hissedildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle eşinden ayrılmış ya da boşanmış babalarda pişmanlık duygusu çoğunlukla baskındır;
kendini daha sağlıklı, rahat ve huzurlu gören babaların azınlıkta olduğu söylenebilir. Ancak, çocuğu ile bir düzen
kurmayı başardıktan sonra, ilk dönemlerde kendini duygusal açıdan zayıf, yetersiz hisseden babaların, kendini tekrar güçlü hissettikleri görülmektedir.

Çocukların Durumu

Tek ebeveynli oldukları ilk dönemlerde tüm çocuklar, evden ayrılan ebeveyni bir daha görememe korkusu ya da vefat eden ebeveyne karşı duyulan özlem nedeniyle büyük bir üzüntü, mutsuzluk ve yalnızlık içinde olduklarını belirtmişlerdir. Özellikle 12 yaş ve üzerindeki çocuklar, çevresindekilere ya da yakınlarına karşı eskisine göre
daha hırçın ya da öfkeli olduklarını dile getirmişlerdir. Tek ebeveynli olduktan sonra 12 yaş ve üzeri çocuklar
ebeveynlerinin kendilerine duydukları sevginin azalacağını düşünürken; daha küçük yaştaki çocuklar ise anne
babasının neden ayrıldığını anlamaya çalışmaktadır. Eğer çocuk tek ebeveynli olduğu ilk zamanı hatırlamayacak
kadar küçükse, bu tür sorgulamaları daha çok okula başladıktan sonra yapmaktadır. İlerleyen dönemlerde de tek ebeveynli olmaktan ötürü çocukların kendilerini mutsuz hissetmesinin nedenlerinden birisi, ailece birlikte yaptıkları faaliyetleri artık sadece anne ya da sadece baba ile yapmalarıdır. Özellikle kendi yaşıtları ile ailece bir araya geldikleri faaliyetlerde ebeveynlerden birinin yokluğu çocukta eksiklik duygusu yaratmaktadır.
Zamanla tek ebeveynli olmayı kabullenen çocuklar da bulunmaktadır. Bu daha çok vefat yaşayan çocuklarda
görülürken; anne-babası ayrılmış ya da boşanmış olan çocuklarda anne-babalarının tekrar bir araya gelmeleri
ile ilgili umutlarının sürmesi kabullenmeyi zorlaştırmaktadır. Ancak ebeveynlerinin diğer ebeveynin yokluğunda
da mutlu olabildiğini görmek ve her ebeveynle de düzenli iletişim içinde olmak bu süreci kolaylaştırmaktadır.

İlerleyen dönemlerde tek ebeveynli olma deneyimine bazı çocuklar daha şiddetli tepki verebilmekte; bu tepkiler kız ve erkek çocuklarında birbirinden farklılık göstermektedir. Bu süreci daha olumsuz tecrübe eden erkek çocuklarının içlerine çok daha fazla kapanık olduğu ve kendilerini daha zor ifade ettiği görülürken; kız çocukların öfkelerini daha rahat ifade ettiği ya da ölme isteğinden daha sık söz ettiği görülmüştür.

Kaynakça:  Aile ve Toplum Yıl: 12 Cilt: 7 Sayı: 26 Temmuz-Ağustos-Eylül 2011

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*